İtalya Gezisi: Floransa

0
1086

Açık hava müzesine hoş geldiniz. Burası Floransa, Rönesansın doğum yeri…Michelengelo ve Leonardo Da Vinci de tabiki burada doğdu. Bu şehrin kesinlikle inanılmaz bir havası var.

Şehir küçük olduğu için yürüyerek her yere ulaşım sağlayabilirsiniz ki mutlaka araç kullanmadan geze-geze, sindire sindire yolculuğunuzu yapın. Planım burada bir gün kalmak idi. Ama müzeler ve gezilecek yerler o kadar fazla idi ki şehir küçük olmasına rağmen en az iki gün burada vakit geçirmenizi öneririm. Tamamen kültürel bir gezi planlıyorsanız, 75’den fazla müze olduğunu hatırlatayım. Müzelere giriş ise en az 15€’dan başlıyor. Vaktiniz var ise 85€’ya satılan Firenze Card’dan alıp 72 saat boyunca istediğiniz müzeye gidebilirsiniz http://www.firenzecard.it/en

Şehrin en ünlü meydanı Piazza della Signoria. Burada Michelengelo’nun Davut heykelinin bir kopyasını, Persus Heykeli ile daha birçok eseri görebilirsiniz. Davut heykelinin aslı ise Academia’da sergileniyor. Yine bu bölge içerisinde tüm ihtişamı ile Duomu ile Uffizi Sarayını da görme fırsatını yakalayacaksınız.

Bu bölgenin bir başka simgesi de Vecchio köprüsü… Bu köprü 14 yy’da Medici Ailesi tarafından Arno nehri üzerine yapılmış. İçerisinde hediyelik eşyaların ve mücevher satışının yapılıyor. Eylül ayında dahi inanılmaz bir kalabalık vardı ki yaz mevsiminde nasıl olur tahmin etmek hiç zor değil. Floransa’ya ayırdığım bir gün içinde en çok beklediğim an Uffizi Sarayına gitmek idi. Başlangıçta 22€’luk müze giriş ücreti için aklımda soru işaretleri yok değildi ancak eserleri görünce nefesinizin kesilmemesi mümkün değil.

Uffizi Sarayı, şehrin yönetiminin tek bir yerden toplandığı bir yer olarak, yapımına 1560 yıllarında başlayıp 21 yıl sonra tamamlanmış, düşünülmüş. Sonradan ise müzeye dönüştürülmüş. Dünyanın en önemli müzeleri arasında… Burada kimlerin eserleri yok ki; Botticelli, Giton, Da Vinci, Michaelangelo ve daha pek çok usta… 7 yüzyıl önce yapılmış bu eserlere yakından bakabilmek gerçekten insanı çok farklı bir havaya sokuyor.

Uffizi Müzesi gibi bir diğer popüler alan ise Pitti Sarayı. Bu sarayı gezme fırsatım maalesef olmadı, çünkü Uffizi’yi bitirinceye kadar müzelerin kapanış saati gelmişti. Pitti Sarayı’nın içerisindeki botanik bahçesini göremediğime de pişman olmuştum ama yapacak hiçbir şey yoktu.

İşte bu noktada anladım ki; günde bir tane müze gerçekten yetiyor arkadaşlar. Yürümeyi çok seven biri olarak artık oturmak zorunda olduğumu hatırlıyorum. Müzeleri ve tarihi sokakları gezmekten yemek dahi aklıma gelmedi. Güzel bir sokakta kahve mi içsem, yemek mi yesem, şarap mı tatsam, müze mi gezsem… Bir bakıyorsun zaman uçup gitmiş. İşte İtalya böyle bir yer.

Artık bünyemin zorla yemek ye uyarıları daha da belirgin olunca, Piti Sarayının yakınındaki ara sokakta salaş bir pizza dükkanında pizza yiyip şarap içtim. Sonrasında da tabi ki kahve.

Burada kalacak yerin adı ise Hostel Archi Rossi diye bir hostel idi. Gecelik 26€ vermiştim. Burası da çok keyifli ve temiz bir yer olunca, balkonundan Floransayı izlediğinizde keyfiniz daha da artıyor. Hostele girerken bir şişe şarap ve kadeh alıp keyif yapmıştım. Önerilir :).

Ne güzeldin Floransa ama Rimini ve San Marino’yu çok bekletmemek gerek 🙂